Elimi bıraktı.
Merak etme her ay zamanında alacaksın paranı dedi. O gün bu gündür yüzünü görmüyorum. Yatılı okulun önünde boğazında o koca yumruyla baş başa bırakılan çocuklar gibi hala yalnız başıma oturuyorum. 15 senedir her gece bu koğuştayım sanki. Koğuşun yalnızlığını paylaşmak için görevlendirilen bir memur gibi duvarları dinliyorum.
Keşke Güler' in nasihatini dinleseydim. Bu monolog beni çok yordu. Televizyonu açtım, Recep konuşuyordu.
Sakin olmamı öğütledi Recep dili döndüğünce. Galeyana gelmememi tembihledi anne şefkatiyle. Susmazsan hainsin dedi bir sıkıyönetim komutanının haki ses tonuyla. Herkes bizden susmazsan gidersin dedi. Anlatmaya başladı Recep. Biz çok çektik dedi. Çok gencimizi kaybettik.
Koğuştaki otoritem sarsılmıştı. Duvarlar bile onu dinliyordu. Aldırmadım, niye ''biz'' dediğini anlamaya çalışıyordum. Artık koğuşun ağası Recep idi. O biz deyince biz oluyorduk. Artık ben, sen yoktu biz vardık. Hem müsrif de değildi Recep zamir israfından kaçınan namazında niyazında iyi bir hatipti.
Kelimelere takılan beynim zamanı sorgulamaya başlamıştı. Sahi zaman yanlış değil miydi? diye düşünmeye başladım.
Recep o dönem top oynamıyor muydu?
Recep ve arkadaşları kurşun yerine gol yemiyor muydu?
Sahi biz barışmamış mıydık?
Ben okula hala gidemiyorum.
Okul ne zaman biter?
Ben hala koğuştayım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder